19.11.13

cunda günlüğü



Biraz gec oldu biliyorum ama Cunda için bir iki şey yazmazsam haksızlık etmiş olurum. Toparlaması zor oldugundan beklemeye alınan postlarım hep bu gezi postları oluyor malesef.. Cunda'yla karşılaşmamızdan bahsetmek istiyorum önce. Alaçatı'dan çıktık ve önce Bergama'ya uğramak istedik, biz yukarı çıktığımızda 5 dakikayla girişler kapanmıştı. Ve harabelere şöyle uzaktan bir bakıp yola devam ettik. Ayvalığa girdikten sonra yarımadaya bağlanan bir yol var deniz seviyesiyle aynı hizada. Eğer Cunda'ya bizim gibi günbatımında giriyorsanız sizi muhteşem bir manzara karşılayacaktır. Kıpkırmızı deniz , bu durgun denize yansıyan bulutlar gercekten görülmeye değer büyüleyici bir manzaraydı. Zaten günbatımının en güzel seyredildiği yerlerden olduğunu okumuştum ama bu bu kadarını düşünmemiştim...



Bergama'da iceri giremeyince kendi halimize gülüşlerimiz...



Pek çok araştırmadan sonra Ziya Bey Konağı'nda kalmayı sectik. Gecekten cok ince bir zevkle döşenmiş çok hoş bir butik hoteldi. Sahipleri de cok tatlıydılar. Hastalıktan yeni kalktığım için sesim cok kotu çıkıyordu bunu fark eden Nilgün hanım bitkilerden bir karışım hazırlamış, ne tatlı değil mi:) Bizi gerçekten rahat ettirdiler, gideceklere tavsiye ederim hem lokasyon hem hotel hem ilgi dört dörtluk...


Lobi..


Bahçesi, kahvaltı için harika..



Hotel'in bulunduğu sokak ...


Çekim arkası:)






Sahile inerken küçük bir meydan var ve pek çok taverna, restaurant burda bulunuyor..




Burası ayna, Taş kahvenin hemen arka sokağında ( arka kapısından çıkınca karşısında hatta). Biz fransız esintili sade dekorasyonunu, ambiyansını herşeyini çok sevdik..



İşte Cunda'nın meşhur Taş kahvesi. Bu arada gecekten cafe değil kahvehane. Cunda'daki diğer kahveler gibi. Yine Blog sayesinde tanıştığım güzel insanlardan biri olan Papis Style Hülya'nın eşinin ailesinin olan bu tarihi kahvehane sizi eskilere götürüyor. Eski dokusu korunan kahvehanenin içinde kırlangıç yuvaları var, gerçekten çok keyifliydi:)



İşte Hülya'mız


Cundanın sokaklarında keşfetmeniz için sizi güzel detaylar bekliyor.. 






 İşte bir masaldan fırlamış gibi duran Vino şarap evi...



Vino şarap evinin hemen yanında Karadeniz Pastahanesi. Ben eklerine bayıldım. Boyle eski usul çocukluğuma goturdu beni . 1 kg yiyebilirdim:)


işte bir kahvehane daha..


off off işte geldik Cunda'nın asıl olayına. Yediğin içtiğin sana kalsın, gezdiğini gördüğünü anlat derler ya, yok asıl yediğimi anlatmalıyım. Bunu herkes öğrenmeli ve faydalanmalı..

Not alın:P

Allahım bir mezeler bir mezeler anlatmakla bitmez. Ahh ahh unutmuşuz makineyi almayı yoksa her yemeği çekerdim. Neyi sipariş ettiysek büyüleyici. Herkeste Immm, hııım, off bu da süper , offf bu yıkılıyor nameleri eşliğinde. Hepimiz hem fikirdik bugune kadar yediğimiz en güzel yemek olduğuna. (Biliyorsunuz Kaş'taki üzüm kızydı favorim ama o kapandı . Bodruma açıldı sonra, gittik orda bulduk ama malesef aynı tadı bulamadık.. ) Günübirlik sırf yemek için gelinir dedik düşünün. isimlerini hatırlamıyorum ama girit kabaklı birşey vardı süper, patlıcan ezme, badem ezmesi, güvecte dil balığı, karides, midye dolma, ya saymakla bitmez,hepsinden soyleyin bence.  Emine hanım da cok tatlı biri. Sadece akşam yemekleri servis ediyorlar  çünkü özenerek hazırlanmak istiyorlar ve herşeyi gunluk hazırlıyorlar. Her  malzemeyi gidip elleriyle sectiğini anlatıyor bize.  Zaten boyle bir lezzet geçiştirerek elde edilemez. Yazın gidecekseniz rezv yaptırmaayı unutmayın. tel: 0266 327 28 34


Şimdi de Cunda'nın dar sokaklarında gezerek tepeye tırmanıyoruz. Hedefimiz Sevim ve Nejdet H. Kent Kitaplığı..




Birbirinden güzel taş evler karşılıyor bizi. Pek çoğu harabe halde ama görkemlerinden birşey kaybetmemişler..





Tepede bizi karşılayan harabe bir kilise..
Durup biraz fotoğraf çekiliyoruz. Keşke özenli giyinseymişim ne güzel kombin postu cekilimiş  di mi:)






İşte kitaplık. Koç müzesi tarafınca restore edilmiş..


Böyle bir manzaraya karşı birşeyler içip kitap okuduğunuzu hayal edebiliyor musunuz. Cunda'da uzun kalıp burda saatlerimi geçirmeyi diledim..








Cunda'da neyi sevmedim derseniz sahildeki balıkçıları o güzel taş bınaların önünde özensiz sıralanmış balıkçılar tez zamanda kalkmalı bence. Onlar da pek çok tas binadan birine taşınsalar adanın dokusunu bozmasalar ne güzel olur:) Kaldırılamıyorsa bile en azından dokuya daha uygun hale getirilmeliler...

Cunda için benden bu kadar. Gercekten bugune kadar nasıl ıskalamışım bilmiyorum ama mutlaka görülmeli. Yakında trend beldelerden olacağı kesin. Cok kalabalıklaşmadan keşfedin derim;) Güneye tatile inerken de olsa 1-2 gece uğrayın..

(Fotograflar Giz'in kamerasından)

15 comments:

  1. Muhteşem bir yazı olmuş! En son 2005 yazında gitmiştim Cunda'ya, nasıl özlemişim. Ben gittiğimde kilise yıkılmamıştı ama her an yıkılabilir diye kilitliydi kapıları. Bu yaz tekrar gitmeliyim:)

    ReplyDelete
  2. amazing pics!!!!

    http://thefashionprincessblog.blogspot.it

    ReplyDelete
  3. bayılırım cundaya ne ne kadar tatlısınız öyle hülyayı da yanınıza almışsınız onu da cok öpüyorum buradan:)

    ReplyDelete
  4. daha ne yazcaksın tatlım, Cunda'ya dair herşeyi anlatmışsın. Gerisi şamda kayısı:) Cunda belediyesi'ne bu postu yolla, resmi sayfalarında da yayınlasınlar bence:)
    seneye sanmıyorum ama, şöyle 3-4 günlük haftasonu kaçamaklarından birine sıkıştırıp gitmek istedigim yerlerden biri Cunda. Senin bu postun cıktısını alır çıkarım yolla:)

    ReplyDelete
  5. Soğuk havada bu fotoğraflar ne iyi geldi!

    ReplyDelete
  6. Nice pictures! This place looks like heaven <3

    ReplyDelete
  7. Süpersin süpersin! Keşke özneli giyinseymişim demişsin ya bence böyle giyinmen daha iyi olmuş tam turist gibi ortama da uygun giyinmişsin :) Ben de Cundaya gittim ama anlattığın çoğu şeyi kaçırdığımı fark ettim senden okuyunca.p Sevgiler

    ReplyDelete
  8. Çok güzelmiş burası, kesinlikle gitmeliyim buraya :).

    ReplyDelete
  9. Ben Cunda'ya bayılırım zaten bi de senin güzel yorumlarınla harika fotoğraflarını görünce özlemim kabardı en yakın zamanda gidip bi Cunda havası almak şart oldu :)..

    ReplyDelete
  10. Aysun'cuuumm ne güzel anlatmışsın. Zaten senin her gezi postunu okumak çok keyifli. Bir daha ki gelişinizde sizi favori , saklı köşeme denize götüreceğim ve

    ReplyDelete
  11. İpadden takılıyor devamı:)) özel tekneyle de gizli ve muazzam koylarına gideriz. Ayrıca kendimi burada görünce de yüZümde sırıtmayı tahmin edersin. Çok teşekkür ederim. O gün çabuk geçti. Bunu saymayız ve ilk fırsatta bekleriz. Hepinizi hatta Ahsen'le beraber bu kez:)) sahildeki balıkçı restaurantları ise büyükmihtimal önümüzdeki yaz oradan kaldırılıp farklı konseptle yazı karşılayacak. belediye bunun için çok uğraşıyor ama maalesef esnaf yanaşmıyor. Aınan son kararla hepsinin yıkılıp yeni sahil şeridi düzenlemesiyle hizmete gireceğinin onayının çıktığını öğrendik. O yüzden tam hassas noktaya el atmışsın bu da çok iyi olmuş. Lal girit mutfağı her zaman iyidir. Ayna'da farklı konsept ve ambiyansıyla çok tercih edilir. Vinı şarap evi en keyifli mekanlara gidip çok güzel yorumlamışsın. Ellerine sağlık canım. Sevgiyle kal. 😘♥

    ReplyDelete
  12. Cundayı ben de cok seviyorum ve sık sık gidiyorum. Yürümesi cok zor olan arnavut tasli yolları bile guzel :)

    http://styleinlove.blogspot.com/

    ReplyDelete
  13. Yakın olmasının avantajıyla bırkaç kez gittim bu yaz Cunda'ya, şimdi bu fotoğrafları görünce yaza döndüm derin bir iç çektim, ne guzel bır yer herşeyiyle!

    ReplyDelete
  14. Annem için rezervasyon yatırıyorum o otelden canım, cok sevdim Cunda'yı :)
    Opuyorum

    ReplyDelete
  15. Aysunn haftaya iki günlük cunda planı yapıyodum ve senin yazıyı okuduktan sonra arastırma yapmayı bıraktım bu kadar bilgi bana yeter:)Ne diyosan kabul, bu yazıyı yazan eline koluna gözüne sağlık❤️

    ReplyDelete