29.1.11

BLACK AND WHITE PARTY


Cuma gecesi, Bora'nın 30. yaşgünü için Lebiderya Rumeli'deydik. Mekanı çok beğendim. Private room olarak hizmet veren Restaurant, küçük davetler için ideal.

Partinin dress cod'u black and white'tı. Parti için hazırlanmaya başladığımda hala ne giyeceğime karar vermemiştim. Çünkü beğendiğim ama bedeni kalmamış olan bir elbiseye bel bağlamıstım:( Evdeki herhangi siyah bir elbiseyle de gitmek istemedim..son anda aşağıdaki kombini yaptım. Eteği cuma günü parti için elbise ararken öylesine beğenip almıştım. Üstündeki şifon bluz ise dolapta uzun zamandır unutulmustu. Ama sırf ikisi parti için yeterli değildi. Bluzun belinde saten bir şerit vardı ondan yakasına kurdele yapmak aklıma geldi.
Ortasına da broş takınca içime sinen bir görüntü oldu.



Etek: Mango
Bluz:Zara
Ayakkabı: Elisse
Çanta: Chanel
Yüzük: Milena Accessories

26.1.11

GEZMELER

oğlumOğlumla gezmelere 40 gunluk olunca başladık. Hamileyken hayal kurardım oğlumu alıp onu arabasına koyup yuruyuse, alısverişe, gezmeye gittiğimi. Bu hayaller hep kusursuzdu tabi, benim yuzumde bir gülümseme, onun yuzünde bir gülümseme:)

Gerçek hayat pek boyle değilmiş,

Evden çıkmak bir dert. Herşeyi aldım mı, eksik kalmasın, maması, bebek bezi, mendil, ekstra kıyafet. Onları cantaya koy. Bir yandan Kayra ağlar daha da streslenirim. Nedense evden çıkmadan ağlayacağı tutuyor.. O koca çanta bir kolumda, oğlum obur kolumda kapıları zorla aç. kendini dışarı at. Evet sonunda evden çıkabildik:)) Arabaya ulaş, Onu anakucağına oturt ve ağlamaması için dua et.. Genelde annemle gitmeye calısıyorum çünkü arabada çok ağlıyor. Oysa bebekler arabayı sever:(

Alışverişmerkezlerini kapalı olduğu için tercih ediyorum. Kış günü bir de hastalanmayalım. İstinye Parktayız genelde. Yakın olsun dersek de Capacity ya da A-plus. Ama oraya varmak yetmiyor. Henuz anakucağında çok mutlu değil, o yuzden sadece uyurken rahatca geziyoruz, yoksa kucağımda takılıyor. Neyseki haftasonları canım kocam bu işi üstleniyor. Ben rahatca alışveriş yaparken o Kayrayla ilgileniyor:D

Biraz daha buyuyunce hayalımdeki gibi de gezmelere gidebilriz inşallah, o anakucağında mutlu, ben mutlu:D

İşte, geçen hafta gezmeye giderken;


Elbise: Zara
Çizme: Burberry
Ceket: Bonadea


23.1.11

BENİM AYICIĞIM

Blogumu kötü emellerime alet ettim biliyorum ama pişman değilim:P kihkihkih
Buradaki yazımda Pradanın şirin anahtarıklarıdan bahsetmiştim. İşte bu da neticesi.
Canım kocama çok teşekkür eder, bundan sonraki isteklerim için takipte kalmasını rica ederim.



11.1.11

DOĞUM HİKAYEMİZ

Pazartesi günü biricik oğlum 2 aylık oldu, artık ikimizde daha tecrübeliyiz. Ben anne olmayı öğreniyorum o da dünyamıza alışıyor. Artık kayramla maceralarımızı anlatamaya başlayabilirim.

Oğlumun minik ayakları:)
ÖNCE DOĞUM


Doğum sancılarım gece yarısı baslamıstı, onalrın gercek olduğu anlamak gercekten zor. Yaklasık bir saat süre tuttum, kaç dakikada bir geliyor diye, 7-8 dk da 1 di. Özgünü uyandırdım, tabi o bunu ciddiye almadı, sanırım sancıların gelmesini daha şaşalı bekliyordu ne biliyim bir orkestra eşliğinde geleceğini sanıyordu belki:) neyse uyku sersemliğinden diyelim. Biraz da onunla gözlemledikten sonra hastaneye gitmeye karar verdik. Ben herseyi yanımıza almalıyız derken o hala daha vakti gelmedi deyip, bizi geri gönderecekler, boşuna almayalım diyordu...

Hastanede anladıkki onlar gerçek sancıymış, başladık beklemeye. Sancılar cok sık başlamasına rağmen dayanılmayacak ağrılar değildi. Benimle ilgilenen hemşire ağrı eşiğimin yüksek olduğunu, bir çok hamilenin bağırıp çağırdığı sancıların bunlar olduğunu söyledi. Sancı gelmeden başlayacağını anlıyorsunuz.. giderek artan bir kasılma ve bir peak noktası var sancının dayanılmazlığıda bu peak noktasında kalma süresi. Bu süre önceleri bir kac saniyeyken sonlara dağru 20-30 saniyeye çıkmıştı. Eğer kendinizi bırakmazsanız, bağarmazsanız sakin sakin nefes alıp vermeye devam edeseniz ( filmlerdeki gibi hızlı hızlı "hu hu " diye değil:) dayanması daha kalay. Bir iki kere bağırma gafletinde bulundum, toparlayıp sakinleşemedim de sancı bitmek bilmedi. 11 saatlik sancıdan sonra hala bebek doğum kanalına girmemişti, doktorum daha fazla beklemeyi uygun görmedi ve sezaryene karar verdik. Ama sorun şu ki eşim o anda hastanede değil, o gun arabayı almak için 1 günlüğüne istanbula gelen bir alıcının yanına gitmişti ( o gun doğuracağımı tahmin edememişik) telefon açıp acele et dedim ama hemşireler çoktan beni ameliyat için hazırlamaya başlamıştı. Daha mutsuz olamazdım hiç birşey planladığım gibi gitmiyordu.. Normal doğum olmuyordu ve yalnızdım:(

Ameliyathaneye girerken hala doktoruma ama daha "Özgün gelmedi " diyordum. Girerken yanımda Nilay (düşler denizi) vardı, doğum fotoğraflarımı o çekecekti. Onun orda olması beni biraz rahatlatmıştı, tanıdık bir yüz iyi hissetiriyordu. Önce onu içeri almak istemediler ama profesyonel doğum fotoğrafcısı olduğunu soyleyince aldılar, eşim de gelecek deyince ise "eşlere izin vermiyoruz" dediler. Ben de kendimi burada olsa da yanıma gelemeyecekti diye avutmaya çalıştım.

Ameliyathaneye girince çok korkutucu olmadığını düşündüm.. geniş ve aydınlıktı. Tam bayıltacaklarken anladımki genel anestezi yapacaklar, hemen epidural istediğimi söyledim, doktoruma baktılar. Benim için yeri ayrıdır sevgili hocam prof. Dr. Fahri Öçer "Aysuncum yan etkileri var biliyorsun" dedi. Ben de " hocam zaten normal doğum yapamıyorum, bari bebeğimin doğumuna şahit olayım" dedim. Önce inatçılığımdan dem vurdu ama sonunda tamam dedi:)
Belime yapılan iğneyi hiç hissetmedim. Bacaklarım soğumaya ve ağırlaşmaya başladı. Sonra beni yattırdılar. Kapıdan bir hemşire girdi ve "Hocam hastanın eşi sizinle görüşmek istiyor" dedi. Hislerimi anlatamam.. yetişmişti.. İçerdekiler eşi de kendisi gibi inatçı diye gülüştüler:) Döndüğünde yanında biricik kocam vardı. (Anlattıklarına göre önce onu almak istememişer , o da doktorla görüşmek istiyorum demiş ama diretmişler o da "içerdeki benim karım ya çağırın doktoru yada karımı geri getirin" demiş:) Doktorumuza da "hocam beni içeri almazsanız beni yakarsınız, bir ömür dinlerim yanımda yoktun diye, içeri girmem şart" demiş ve tüm bu çabaları sonucunda içeri girmeyi başarmış...

Operasyon başladı, ben bir perdenin arkasındaydım.. kocamla el ele göz göze neler olduğundan habersiz çok sakin ve neşeliydim. Hiç acı hissetmedim sadece dokunduklarını anlıyordum. Onlar "daha başlamadık" dediklerinde aslında operasyon bitmek üzereymiş. 15- 20 dk sonra oğlumun ağlama sesini duydum, 1O Kasım 2010 saat 12:21 de oğlum doğdu.. tarifi çok zor o anki hislerimin, daha önce tahmin edemediğim bambaşka birşey. Mutlaka yaşanmalı, genel anestezi yerine epiduralin en büyük artısı; o an. O ağlama sesi bir başka daha sonrakilere benzemiyor. Dünyaya ve bize merhaba deyiş biçimi. Özgün şaşırtıcı birşekilde herşeyi seyretmişti, gözünü kırpmadı. Orada olduğu için çok mutluydu.. "eğer orada olmasaydım neler kaçırdığımı bilemeyecektim, her baba mutlaka bunu tatmalı" diyor..

Oğlum temizlenirken hala cıyak cıyak ağlıyordu. Yanımdaki hemşire " bak şimdi onu sana getirdiklerinde nasılda susacak" dedi. Ve öyle de oldu, oğlum yanımda sustu, gözleri kapalıydı sıcacıktı ve mis gibi kokuyordu. Kavuşma anını slow motion gibi hatırlıyorum. Sonra onu götürdüler ve benim operasyonuma devam ettiler. Sakinleştirici istermisin diye sordular ben hayır çok iyiyim dedim ama Özgünün isteğiyle vermişler biraz uyumuşum. İyi de olmuş.

Sonra odama çıktım. Biraz sonra giyinmiş oğlumu pamuk gibi getirdiler. Acemilikle nasıl tutacağımı nasıl besleyeceğimi bilemiyordum. Öğrenmek de bir süre aldı. Bazen altını değiştirmek için götürüyorlardı, o kısacık sürede bile onu özlüyordum. Lahusalığın verdiği duygusallıkla karışık ilk 2-3 gun mutluluk ve huznu beraber yasadım. O kadar küçük ve acizdi ki, onun bu hallerine süreklikli ağlıyordum. Aklıma simdi nerde okuduğumu hatırlayamadığım bir annenin yazdıkları geliyordu, "anne olunca kimsesiz cocuklara, terkedilen bebekler için daha da uzulmeye başladım" demişti. Ben de o bebekler için ağlıyordum. Hastanede korunaklı onu seven annesi ve babası yanındayken bile korumasız görenen oğlum kadar sanslı olmayan bebeklere...

Bebeğim hastanede çok sessizdi hep uyuyordu ama sakın hastanedeki o hallerine aldanmayın, eve gidince acısısını çıkarıyorlar:) Eve dönüş maceralarımızı da bir sonraki boş vaktimde anlatırım...

5.1.11

PRADA AYICIKLAR

Bu anahtarlıkları canım kocam gösterdi, bayıdım. Yakında yeni bir anahtalığa ihtiyacım olacağını düşününce güzel bir hediye olur diye düşündüm , buradan çıtlatayım dedim.
Ama bir dakika ya, zaten anahtarı hediye eden o :P , ikinci bir hediye vermesi gerekmiyor, hihihii



En alttaki deri aplike anahtarlıkları da çok beğendim...